7 Nisan 2010 Çarşamba

Ünye Ziyareti & İzlenimleri 04-05 Nisan 2010


Bu hafta sonu okuldan bir günlük iznimi kaptığım gibi tuttum memleketimin yolunu. Doğruya doğru özlemişim. Olanca hızıyla globalleşen Dünyanın, sosyal medya ile iletişmeye çalışan insanlarının yanı sıra(elbette bunu tadı da farklı ama eskiler bir güzeldi ya) hala komşuluk ilişkilerinin eskisi kadar olmasa da sıkı sıkıya yaşandığı, hala sokaklarda çocukların oynayabildiğini görmek güzeldi doğrusu. (Gerçi çocukluğumuzda bizim için her yer oyun alanıyken şimdilerde yollarda top koşturuyordu çocuklar) Biz konumuza dönelim efendim.

Ünye'ye iner, inmez oksijen fazlalığının vermiş olduğu sersemlikle, otobüsten iner inmez şöyle güzelce doldurdum Ünye'nin havası ile ciğerlerimi. Herşey hala bir başka güzel Ünyede, hani derler ya Ünye cennetten bir köşe, büyük şehirin hengamesinden sonra Ünyeyi ziyaret edince bir rahatlıyorum. Çocukluğumun geçtiği sokaklarda adım atarken kendimi buluyorum ve kendimi gelecekte bir gün Ünyeye dönmenin hayalleri içerisinde buluyorum.



İşlerimi halleder halletmez, sıradan akrabaları tanıdıkları ziyaret ettim. En güzel ve özel olan ziyaret ise 1999 senesinde orta kısmından mezun olduğum okulum Ünye Anadolu Lisesine olan ziyaretimdi. Okul müdürümüz Mustafa Kandaz, Beden Eğitimi öğretmenim Ömer Boran, Din Kültürü öğretmenimiz Beşir Aksoy hiç ama hiç değişmemişler. Uzun uzun konuştuk, eski günleri yadettik ve özlemleri dile getirdik. Gerçekten birbirinden güzel dört yılımı geçirmiştim ÜAL'de, hocalarımızın hepsini hala tek tek hatırlar, saygıyla anarım çoğu zaman. Öğretmen olmanın, branş bilgilerini bize aktarmanın yanı sıra her biri bize birer anne, baba gibi yaklaşırlardı. Ne güzel günlerdi ya..

Hiç unutmam, orta okul birdeyken bir arkadaşımızı kaybettiğimizde nasıl üzülmüşler, nasıl gözyaşları dökmüşlerdi. Acaba biz, günümüz öğretmenleri aynı adanmışlığı, aynı ruhu taşıyabiliyor muyuz hala? Ne dersiniz?

Hayati Paşa vardı mesela, Tarih derslerini öyle zevkle dinlerdim ki.. Sanki anı yaşar, o günlere giderdim. Müzik öğretmenimiz Gönül Hoca vardı, ne korkardık dersinde, şimdi karşılaşabilsekte bir ellerinden öpebilsem. Öğrettikleri ile liseyi bile bitirdim vallahi. Sonra Ufuk Hocam vardı, Allah var hiç dersime girmemişti ama duruşu, karizması ile bizlere hep örnek olmuştu. Ve adını sayamadığım onlarca hocam, sizleri lisemden mezun olurken anmıştım konuşmamda, şimdi bir de bu yazıda anıyor, çok değerli emekleriniz için bir kere daha teşekkür ediyorum.

Sonrasında Çakırtepe keyfi yapmışım, aslanlar gibi Karadeniz pidemi mideme indirmişim ki sormayın gitsin. Bir dahaki sefere görüşmek üzere güzel Ünye ve güzel Ünyemin insanları, dilerim yakın bir zamanda kader tekrar yollarımızı kesiştirir.

0 yorum:

Yorum Gönder